top of page

Güven Duygusu, Sinir Sistemimiz Güveni nasıl deneyimliyor? İçimizde Güveni nasıl geliştirebiliriz?

Hayat, genel olarak üzerinde kontrol gücümüz ve etkimizin çok az olduğu bir süreç. İlk nefesimizle içine giriyoruz. Son nefesimize kadar da an be an, yakın-uzak pek çok canlı, varlık ve nesne ile temas ederek akıyor, ilerliyoruz. Hayatımız, temas ettiğimiz her şey, yaşadığımız her deneyim ve bunlarla ilişkimiz oluyor.


Bu ilişkiler bütününü oluşturan bazı temel duygular var. Güven Duygusu bunlardan biri ve bağlayıcı bir tutkal gibi. Temas ettiğimiz her şey ile kurduğumuz ilişkide güven duygusu devrede. Bu duygu ile ilişki kuruyor, kendimizi güvende hissediyor ve bir gruba, topluluğa, dünyaya, hayata ait hissediyoruz.


Güven adeta bir organizma. Canlı, organik ve değişken. Hayatımız, tüm çevremizle, insanlar, hayvanlar, doğa, yönetimler, devletler, kurumlar ve onlarla kurduğumuz güven ilişkisi ile şekilleniyor. Güven duyabiliyor, tamamen kaybedebiliyor yada güvene hiç erişemiyor, deneyimleyemeyebiliyoruz.

Güven Duygusunu hissettiğimize yaklaşmak istiyoruz, bağlanma duygumuz besleniyor ve aidiyet ilişkisi kuruyoruz. Öğrenmeye, gelişmeye, dönüşmeye açılıyoruz.

Görüş alanımız, toleransımız genişliyor, bizi şüpheye düşürecek durumlarda olasılıkları değerlendirmeye, farklı bakış açılarını dinlemeye, daha geniş çerçeveden bakmaya, merak ile sorgulamaya, şefkate daha açığız. Sabırlıyız.

Güven duygumuz tam olduğunda ilişkiye katkıda bulunmaya istekliyiz. İlişkiyi zenginleştirmek ve büyütmek için emeğimizi, yeteneklerimizi, enerjimizi ve zamanımızı koymak için motive oluyoruz. Yaratıcılığımız artıyor, genişliyoruz, sosyal ilişkilenmemiz artıyor, çevremiz genişliyor.

Güven duygumuz tam olduğunda, sinir sistemimiz dengede, düzenli ve sağlam bir zeminde. Yavaşlamaya çevreyi görmeye hayatı kucaklamaya açığız. Güvende hissettiğimizde hem güvenimizi destekleyecek şeyleri görmeye, hem de tehlikeleri fark etmeye daha açığız. Tehlikelerde kendimizi daha kolay hazırlıyor, koruyor ve destekliyoruz. Başımıza bir şey geldiğinde, yardım isteyebiliyor, destek alabiliyor ve bunlarla daha kolay toparlanıyor ve ayağa kalkıyoruz.



Güven kelimesini Türk Dil Kurumu, ‘Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu; emniyet, itimat’ olarak tanımlıyor.


Güven, kazanılabiliyor, sunulabiliyor ve gelişebiliyor. Azalıp çoğalabiliyor, değişebiliyor ve tamamen kaybolabiliyor. Enerjisinin akışı değişken, kazanımına doğru hızlı ya da yavaş akabilirken, kaybında çok hızlı, geri kazanımında çok yavaş akabiliyor, ya da hiç akmayabiliyor.



Güven duygumuz zedelendiğinde ya da onu kaybettiğimizde, bunu kesinlikle biliyoruz. İçimize çekiliyoruz, enerjimizi çekiyoruz. İlişkimize mesafe koyuyoruz, içimizde bir istiridye gibi kapanıyoruz. Anlayışımız ve toleransımız azalıyor. Sabırsızlaşıyoruz ve bakış açımız daralıyor. Olasılıkları elemeye, sebepleri mazeretleştirmeye daha yatkınız. Merakın yerini şüphecilik alıyor ve şefkat kapılarımız kapanıyor. Güvensiz hissettiğimizde, ya da güveni kaybettiğimizde uzaklaşıyor, daralıyor, sıkışıyoruz ve yalnızlaşıyoruz.

Göstersek de göstermesek de ilişkiyi sürdürmek için motivasyonumuz düşüyor, ya da tamamen yok olabiliyor. Bağlılık, sadakat, aidiyet kayboluyor, kendimizi artık o ilişkinin bir parçası olarak görmüyoruz. Yeteneklerimiz, emeğimiz, zamanımız konusunda cimrileşiyor, isteksizleşiyoruz. Güvensizlikte daralıyor ve sıkışıyor ve parçalanmalar yaşıyoruz.



Güvenli ilişkiden güvensiz ilişkiye geçiş git-geller ile sarsıntılı. Umutsuz, kaygılı, şüpheciyiz, zihnimiz sürekli konuşuyor ve benzer saplantılı, olumsuz cümleleri sürekli tekrarlıyoruz. Sürekli birilerini ya da bir şeyleri sorumlu tutmaya eğilimli oluyor, sadece eksikleri, yanlışları görüyoruz, ve onları tekrarlıyoruz.

Küçük büyük ayırmadan, her şeyi kontrol etmeye ve kontrol edebildikçe güvende hissetmeye tutunmaya çalışıyoruz.

Sinir sistemimiz ya sürekli teyakkuzda, tepkisel, agresif, saldırgan veya savunmadayız. Ya da tamamen kendimizi kapatıyoruz, yorgun ve tedirgin, bitkiniz, enerji depolarımız tamamen dibe vuruyor.

Bazen güven ilişkimiz yerle bir olurken, biz de yaşam gücümüzü kaybediyor ve ilişkinin kurbanı pozisyonuna geçebiliyoruz. Hayatı ya bizim için, ya da bize karşı gibi algılıyor, deneyimleri sadece kendimiz üzerinden yaşayabiliyoruz. Sürekli bir terazide değerimizi tartabiliyoruz. Bize sunulanlar ile başımıza gelenler, kazanımlarımız ya da elimizden alınanlar üzerinden hesap tutuyoruz.



Dalai Lama ‘güvenin dışarıdan değil içeriden geldiğini, ancak kendimizin dışındakilere özen göstererek, değer vererek, önemseyerek güveni içimizde ve dışımızda inşa edebileceğimizi’ söylüyor. Budist psikolojiye göre güven, manevi bir gelişimin deneyimi ve derinleşmesinin temelini oluşturuyor.

Hayatta güvende hissettiğimizde, üstlendiğimiz şeylerde çiçek açıyor, gelişme ve parlama fırsatını buluyoruz.


Güveni kendi dışımızdaki dünya ile ilişkimizde tam ve sağlıklı yaşayamasak da, kendi içimizde geliştirmemizin yolları var.

Güven, tekrarlayan uygulamalar, çaba, inanç, deneyim, farkındalık, bilgelik ve hafıza ile büyüyüp derinleşebiliyor. Enerjik yapısının dinamizmi kendimizi güvensiz dış alanlarda ve ilişkilerde bile içimizde güvende hissetmemizin yolunu açıyor.


Farkındalık ve gözlem ile güvensizliğimizi besleyen inançlarımızı ve tekrarlayan iç konuşmalarımızı bulmak, onlarla kalarak kendimize şefkat sunmak,

Güvenimizi destekleyecek yeni deneyimler oluşturmak,

Anılarımızdan güvenimizi güçlendiren deneyimlerimizi şu ana davet etmek ve hatırlamak güvenin tohumlarını ekip yeşertmemizi destekleyen kaynakların ve yolların sadece birkaçı.

Güvende ve rahat hissettiğimiz yerleri ziyaret etmek,

Güvendiğiniz insanlarla birlikte zaman geçirmek,

Dua etmek,

Meditasyon yapmak,

Zorlandığımız zamanlarda, içimize kapandığımızı, sıkıştığımızı fark ettiğimizde yardım istemek, destek almak bir dost ele uzanmak, ya da bize uzatılan elleri tutmak güven hissimizi besliyor, destekliyor ve yaşam gücümüzü onarıyor.


Güven duygusu, kırılganlığımıza rağmen teslimiyet duyabilmek demekse, yaşamın öngörülemezliğinin, bizim kontrolümüz dışında her şeyin olabilirliğinin güvencesizliği karşısında, kapanmak yerine açılmayı seçebilmek için koyduğumuz tüm çabayla içimizdeki bilgeliği de uyandırabiliyoruz.

36 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Ws kurmak
bottom of page